• Sakarya Fırat adlı dizinin hem yapımcısı hem yönetmenisiniz. Neden bizzat yönetiyorsunuz? Projede sizi çeken ne?
OSMAN SINAV: Çok önemli ve derin bir konusu var. Uzun bir dönem Yemen’le ilgili bir filme çalıştım. İnşallah günün birinde yapacağım. Sakarya Fırat, bence bugünün Yemeni...
• Ünlü yazar Kurt Vonnegut ‘Askerler bebektir’ diyor. Siz de ‘kahraman’ diyorsunuz?
Dizide askerlerimizden biri ‘Çoğumuzun sakalı burada çıkıyor’ diyor. Askerler, evet 18-20 yaşında, gencecik, tertemiz çocuklar. Şehit cenazelerinde kalbimiz bu yüzden dağlanıyor zaten. Kahraman aslında en saf olandır. O masumiyet olmasa zaten gidip orada canını feda etmez.
• Sinemaya Kenan İmirzalıoğlu, Necati Şaşmaz gibi jönler hediye ettiniz. Sakarya Fırat’ta Osman Kanat rolü için Tayanç Ayaydın’ı seçmenizin
nedeni ne?
Oyuncu seçmeleri dört ay sürdü. Bu süreçte Tayanç oyunculuğuyla beni çok etkiledi. Mert, cesur delikanlı profilini çok iyi çizdi.
• Tokat’ta yedi asker şehit oldu. Öncesinde Onur Öymen’in Dersim konulu açıklamasıyla müthiş bir tartışma yaşandı. Yani terör, Doğu, PKK sürekli gündemde. Sizin dizinizin bu gündemle ne kadar ilişkisi olacak?
Biz işin siyasi tarafından kaçınıyoruz, insani bir rota çiziyoruz.
ŞEHİTLERİMİZE SAYGI DURUŞU
• Baş karakter Osman Kanat ‘Varsın adım bilinmesin, tarihi yapan benim’ diyor. Öyle mi sahi?
Tarihi siyasetçiler, köşe yazarları, generaller yapmıyor. Bu diziyle önce Doğu’daki çocuklarımıza bir selam göndereceğiz, şehitlerimize, kahramanlarımıza bir saygı duruşunda bulunacağız.
• Senarist Süleyman Çobanoğlu ile aranızda nasıl bir işbirliği oldu?
Yakın dostuz. Memleketin haline, televizyonların durumuna baktık, ‘En iyisi biz dağa çıkalım!’ dedik! Çekimler sırasında arayanlara ‘Dağdayım’ diyorum!
• Hollywood’da film yapma projeniz var. Robert De Niro bu işe ne diyor?
(gülüyor) Amerikalı yapımcılarla görüşmüştük fakat o projeyi askıya aldım. Oradan bir yapımcıyla ortak iş yaparak filmi dünyaya pazarlamak niyetindeyim. Gene kendi ülkemi, kendi insanımı anlatacağım.
• Kurtlar Vadisi’nden ayrılmanız biraz tartışmalı olmuştu...
O iş maksadını aşmaya başlamıştı. Orada çok özel şeyler var... bırakmak istedim. Benim anlatmak istediğim tek hikaye Kurtlar Vadisi değil ki. Ticari olarak doğru olabilir ama ben yıllarımı bir tek işle geçirmek istemedim.
• Dizileri beğeniyor musunuz?
Kimsenin işlerini kötülemek istemiyorum fakat genel olarak beğenmiyorum. Bütün kanallarda aynı şey olunca, ister istemez bazısı çok izleniyor.
• Yeni projeleriniz neler?
2010’dan itibaren her yıl ortalama beş filmin yapımcılığını üstlenmek istiyoruz. Kanadı Ateş Kuşlar, Masumlar ve Yalnız Kurt adlı üç film çekeceğim ilk etapta. Yalnız Kurt’u da Süleyman Çobanoğlu ile birlikte yapacağız inşallah.
Her röportajda aynı soru: Faşist misin?
• Siyasi ve güncel yönleri olan diziler ve filmler yaptınız...
Ben hep adalet talep eden rol modellerin hikayelerini anlattım.
• Geçen ay kaybettiğimiz yazar Ömer Lütfi Mete’yle birlikte çalıştınız uzun süre...
Allah sevgisiyle dolu, yüksek hassasiyet sahibi, entelektüel ve bilge biriydi. Nur içinde yatsın...
• Milliyetçi, muhafazakar bir aileden geldiğinizi söylüyorsunuz fakat bugün için bir ideolojik duruşunuzun olmadığını da belirtiyorsunuz. Neden?
Net konuşalım. Bana şimdi nazikçe şunu soruyorsunuz: ‘Faşist misin?’ Hepimiz gençlikte bazı ideolojik kamplarda bulunduk. Fakat Cemil Meriç der ki ‘İzm’ler idrakimize giydirilmiş
deli gömlekleridir.’ Kültürle, bilgiyle, sanatla bağımız kuvvetlendikçe, ideolojilerin kalıplarından sıyrılırız. Ben deli gömleğini çıkaralı 30 sene oluyor. Hala her röportajda istisnasız aynı soru soruluyor. Bu çok kaba bir konfor anlayışıdır. Filmlerim, yaklaşımlarım, estetik seviyem her şey bu önyargının karanlığında boğuluyor. Asıl faşizm bu önyargıda.
• Size ‘Faşist misiniz?’ demiyorum, estağfurullah. Fakat bir milli duyarlılığınız olduğunu düşünmek hatalı mıdır?
Ülkemi, milletimi elbette seviyorum. Türk olmaktan utanmıyorum, onur duyuyorum. Esnek ve özgürlükçü olmaktan yanayım. Sanatçının dünya görüşü, siyasetçinin dünya görüşüyle aynı süreçleri doğurmaz.